Dermatoloji AD
Dermatoloji Anabilim Dalı, 3 öğretim üyesi, 1 uzman doktor ve 6 araştırma görevlisi kadrosuyla mezuniyet öncesi ve sonrası eğitim vermektedir.
Tanısal hizmetler: Deri, saç ve tırnak örneklerinin incelenmesinde nativ preparat, saç dökülmesinde trikogram değerlendirme, insizyonel ve eksizyonel biyopsiler, çeşitli hastalıkların wood ışığı ile muayenesi, benlerin ve deri tümörlerinin dermoskopi ile değerlendirilmesi, allerji testleri Tedavi hizmetleri: Tanı amaçlı biopsi alınması ve tedavi amaçlı cerrahi girişimler, kriyoterapi, elektrokoterizasyon, akne tedavisi, tırnak batması tedavisi, hiperhidroz (aşırı terleme) tedavisinde botilinum toksin uygulaması, kimyasal soyma (peeling), pek çok hastalıkta lokal foto(kemo)terapi (UVA, UVB) tedavileri yapılmaktadır.
Genel foto(kemo)terapi ünitesi önümüzdeki günlerde hizmete girecektir.
DİREKT MİKROSKOBİK İNCELEME
Mantar, bakteriyel ve akar enfeksiyonlarında ve saç hastalıklarında hızlı bir tanısal yöntemdir.
WOOD IŞIĞI İNCELEMESİ
Lekelerde (melazma, doğum lekeleri), ala hastalığında (vitiligo) ve mantar ve bakteriyel enfeksiyonlarda hastalığa özgü renk ile floresans saptanır.
Dermoskopi çıplak gözle görülemeyen yapıların değerlendirilmesini sağlayan, kullanılan dermoskopun özelliklerine göre lezyonun 100 kata kadar büyütülebildiği, renkli benlerin incelenmesinde önemli yeri olan basit bir tanı tekniğidir. Genellikle bu teknikle, kötü seyirli bir deri kanseri olan melanom, diğer iyi huylu renkli benlerden ve deri oluşumlarından ayırt edilebilir. Artık hemen hiçbir renkli ben sadece çıplak gözle değerlendirilmemekte, kesin bir karar için mutlaka dermoskopik inceleme de yapılmaktadır. Günümüzde lezyonun değerlendirilmesine izin vermesinin yanında değerlendirilen görüntülerin saklanabilmesine de olanak sağlayan bilgisayarlı dermoskop cihazları, ben takibinde el dermoskoplarının yerini almaya başlamıştır. Bu yeni çıkan cihazlar, bende ortaya çıkan gözle görülemeyecek düzeydeki renk ve/veya boyut değişikliklerinin takip sırasında erken dönemde saptanarak, kötüye dönüşmeden önlem alınabilmesine yardımcı olur. Bu nedenle el dermoskopu ile takibine gerek görülen benlerin bilgisayarlı dermoskop cihazları ile izlenmesi daha uygundur.
Halen hastanemiz Dermatoloji Kliniği dermoskopi ünitesinde dijital dermoskopi cihazı ile çeşitli malign ve benign deri lezyonlarının dermoskopik takibi yapılmaktadır.
DERİ YAMA TESTİ (Patch Test)
Kontakt dermatiti (ekzema, temas alerjisi) olanlarda alerjiden şüphe edildiğinde uygulanan bir testtir.
Uygun konsantrasyonlarda hazırlanmış, günlük yaşamda sık karşılaştığımız alerjenler (alerji oluşturan maddeler) yumuşak parafin içerisinde küçük disklerin üzerine yerleştirilir ve bu diskler bir flaster üzerinde hastanın sırtına uygulanır. Test yapıldıktan 48 saat sonra test paneli kaldırılarak test bölgesinde kızarıklık, su toplaması ya da kabarıklık olup olmadığı hekim tarafından değerlendirilir.
Uygulamadan testin okunmasına kadar geçen 2 günlük sürede hastaya derisini kuru tutması tavsiye edilir. Terlemeye neden olan spor aktiviteleri ve güneşlenmeden kaçınılmalıdır. Eğer test paneli yerinden çıkarsa vakit kaybetmeden hipoalerjenik bir bantla yapıştırılmalıdır. Testin üç/dört hafta öncesinde steroid (kortizon) içeren kremlerin kullanımı bırakılmalıdır. Test bölgesinde yanma ve kaşıntı olması doğaldır. Eğer şikayetler dayanılmaz bir hal alırsa doktora danışılmalıdır.
Belli bir maddeye karşı alerji tespit edildiğinde bu maddenin günlük yaşamda ne zaman karşısına çıkabileceği konusunda hasta bilgilendirilir ve sonuçta hastaya bu maddelerden uzak kalması önerilir. Standart seri en sık alerji yapan maddelerden oluşmuştur. Ancak test içerisinde bulunmayan başka bir madde de alerji oluşturmuş olabilir. Kliniğimizde de kullanılan Avrupa Standart Serisinde bulunan maddeler (25 madde) aşağıda sıralanmıştır.
AVRUPA STANDART SERİSİNDE BULUNAN MADDELER
1. Potasyum Dikromat
2. Parafenilendiamin Dihidroklorid
3. Thiuram mix
4. Neomisin Sülfat
5. Kobalt Klorit
6. Benzokain
7. Nikel Sülfat
8. Kinolin miks
9. Klofan
10. Paraben miks
11. Siyah lastik karışımı (Eski PPD)
12. Yün Alkolleri (Lanolin alkolleri)
13. Merkapto
14. Epoksi Rezin
15. Peru Balsamı
16. Butil Fenol Formaldehid Resin
17. Merkaptobenzotiazol
18. Formaldehid
19. Fregrance Mix
20. Sesquiterpene Lactone mix
21. Adamantanechloride
22. Primin
23.Tixocortol pivalate
24. Kloro metil izotiozolinon
25. Budesonid
RADYOFREKANS CERRAHİSİ
Elektrocerrahi yüzeyel deri lezyonlarının ve bazı deri tümörlerinin tedavisinde yüksek frekanslı radyo dalgaları ile doku hasarı oluşturmadan dokunun uzaklaştırılması ya da yok edilmesine dayanan bir yöntemdir. İşlem öncesinde bölgesel anestezi uygulanır. 1-2 hafta içerisinde skar bırakmaksızın yara iyileşmesi gerçekleşir. Elektrocerrahi seboreik keratoz, siğil, milium, yüzeyel damar genişlemelerinin tedavisinde ve istenmeyen tüylerin yok edilmesi amacıyla kullanılmaktadır.
KİMYASAL SOYMA (PEELİNG)
Kimyasal soyma, cildi canlandırmak amacıyla uygulanan kimyasal maddelerle cildin hasarlı üst kısmının soyulması işlemidir. Bu şekilde daha parlak, genç, temiz bir cilt görünümü kazanılır. Kimyasal peeling amacıyla değişik kimyasal maddeler kullanılmaktadır. Kullanılan maddeye göre yüzeyel, orta ve derin peeling yapılabilmektedir. Kliniğimizde peeling uygulamasında meyve asitlerinden elde edilen glikolik asit kullanılmaktadır.
Yaşlanmayla birlikte ciltteki kollajen ve elastin liflerde bozulma olur, bunun sonucunda ince çizgiler ve kırışıklıklar oluşur. Kimyasal peeling ile daha bol ve daha iyi organize olmuş yeni dokuların oluşması sağlanır. Cildin üzerindeki hasarlı kısmın ayrılması ile daha sağlıklı, rengi ve dokusu güzel bir cilt oluşur.
Kimyasal soyma işlemi kırışıklık ve ince çizgilerin, akne (sivilce) ve aknelerin iyileştikten sonra bıraktığı izlerin (skarlar), ciltteki açık porların (siyah noktacıklar), yaşlanma, gebelik, güneş vs nedeniyle ortaya çıkan çeşitli lekelerin tedavisinde ve deri yaşlanmasını geciktirmek amacıyla uygulanmaktadır.
İşlem gebelerde ve uygulama bölgesinde aktif enfeksiyonu olanlarda uygulanmamalıdır.
İşlem öncesinde cilt temizlenerek aşırı yağdan arındırılır. Daha sonra hekim tarafından belirlenen konsantrasyonda "glikolik asid" uygulanır. Belirli bir süre bekletildikten sonra kimyasal nötralize dilerek ciltten uzaklaştırılır. Seans aralarında kullanılacak kremlerle tedaviye devam edilir. Uygulama ortalama olarak 10 dakika sürer. Kimyasal peeling 1-3 haftalık aralarla ortalama 6-8 seans yapılır. İşlem sırasında ve sonrasında geçici olarak hafif yanma hissedilebilir, ancak kişi normal aktivitesine devam edebilir.
Tedaviden sonra kısa süreli hafif kızarıklık, pullanma ve soyulma olabilir. Tedavi sonrası enfeksiyon, skar (nebbe dokusu) oluşma riski yok denecek kadar azdır.
Peeling uygulamasını takiben güneşten korunma çok önemlidir. Kimyasal peeling sonrası kişiler normal aktivitelerine devam ederler. Uygulamayı takiben birkaç saat makyaj yapılmaması, bazı özel kremler dışında ürün kullanılmaması ve güneşten korunulması önemlidir.
KRİYOTERAPİ
Kriyoterapi dondurma tedavisi ya da soğuk tedavisi olarak da bilinir. Hastalıklı bölgenin dondurularak tahrip edildiği yöntem dermatolojide sık kullanılan bir tedavi şeklidir.
Tedavi sırasında dermatoloji polikliniklerinde bir tankta saklanan sıvı azot gazı termos şeklindeki sprey üniteye aktarılır. Gaz, deriyle doksan derece açı oluşturacak şekilde tutulan sprey ünite aracılığı ile hastalıklı doku üzerinde bir donma halkası oluşturacak şekilde püskürtülür. Otuz saniye boyunca sürdürülen püskürtme ile -25°C ile -50°C derecelere kadar ulaşabilmektedir. Tedavi sırasında amaç, derinin iki tabakasını birbirinden ayırarak su toplaması (bül) oluşturulmasıdır. Tedavi sırasında ve sonrasında bölgesel ağrı beklenen bir etkidir. Ayrıca tedavi sonrasında uygulanan bölgede ağrı, şişme, su toplaması ve beyaz ya da kahverengi bir izle iyileşme olabilir. Oluşan yara genellikle 2-4 hafta içerisinde iyileşir.
Tedavi için bir uygulama yetmezse genellikle 2-4 haftalık aralıklarla uygulama tekrarlanabilir.
Çalışma ortamında kolaylıkla uygulanması, anestezi gerektirmemesi, hemostazı doğal olarak sağlaması, güvenilir olması, spor aktiviteleri ve çalışma hayatını etkilememesi, kozmetik sonuçlarının genellikle iyi olması, gebelerde ve her yaşta kullanılabilmesi, cerrahi tedavi yapılamayan durumlarda kullanılabilmesi, komplikasyonlarının çok az olması avantajlarıdır.
Kriyoterapi verrü (siğiller), seboreik keratoz, aktinik keratoz, kallus, keloid, prurigo nodularis, spider nevus, anjiokeratom, şiddetli akne,güneş lekeleri, deri tümörleri,molloskum kontagiosum,lökoplazi, mukosel, bowen hastalığı, granuloma fasiyale, granuloma annulare, dermatofibromlar, pyojenik granulom, keratoakantom, sebase kist gibi dermatolojik hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır.
Lezyonun yetersiz dolaşım bölgesinde olması, melanomlar, soğuk intoleransı, soğuk ürtikeri, bağ dokusu hastalığı ve otoimmun hastalıklar, pyoderma gangrenozum, raynaud hastalığı, krioglobulinemi, multiple myeloma, agammaglobunemi, ülseratif bağırsak hastalıkları, renal diyaliz hastaları, trombosit eksikliği hastalıkları ve lezyonun ne olduğunun tam olarak saptanmaması durumunda kullanılmamalıdır.
PUVA TEDAVİSİ
PUVA ışığa duyarlandırıcı bir madde olan psoralenle, uzun dalga boylu ultraviyole (UV) ışığı olan UVA'nın kombinasyonu olup dermatolojik hastalıkların tedavisinde önemli yeri olan bir tedavi yöntemidir. Doğal güneş ışınlarının tedavi edici etkisinin bilinmesi tarihsel süreç içinde sentetik UV kaynaklarının kullanımına yol açmış, bu bağlamda PUVA önem kazanmış ve geniş kullanım alanı bulmuştur.
Psoralen, tabiatta birçok bitkide doğal olarak bulunur, ancak sentetik olarak da elde edilebilir. PUVA'da ençok kullanılan psoralen, 8-metoksipsoralenDİR (8-MOP). Ancak sentetik karışım olan 4,5,8 trimetilpsoralenin (TMP) fototoksik şikayet ve akut yan etki oluşturma etkisi daha azdır.
PUVA tedavisi psoriazis (sedef) ve vitiligo (alaca) başta olmak üzere palmoplantar püstüloz, mikosiz fungoides, atopik dermatit (çocukluk çağı ekzeması), yaygın liken planus, alopesi areata, pitriasiz likenoides, lokalize skleroderma, morfea gibi pek çok dermatolojik hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır.
PUVA hastalarının tayini, potansiyel uzun dönem riskler nedeniyle bireysel hasta yararı ve riskler göz önünde bulundurularak yapılmalıdır. Gebelik, karaciğer ve böbrek hastalıkları olanlarda, diyabet, hipertansiyon, porfiriya, sistemik lupus eritematosus (SLE), dermatomyozit, pemfigus, kseroderma pigmentozum, albinizm hastalarında ve 10 yaş altı, 60 yaş üstünde kullanılmamalıdır. Lens patolojileri, katarakt ve allerjik konjuktivit diğer kontrendikasyonlardır. Kronik aktinik harabiyet, anamnezde deri kanseri hikayesi olanlar, arsenik kullanımı ve iyonize radyasyona maruz kalma diğer önemli risk faktörleri arasındadır.
PUVA tedavisine başlamadan önce kontrendike durumlar gözden geçirildikten sonra malign ve premalign lezyonlar açısından muayene yapılmalıdır. Çillenme ve cilt yaşlanmasının olduğu alanlar not edilip oftalmolojik muayene yapılmalıdır. Laboratuar incelemeleri karaciğer ve böbrek fonksiyon testlerini içermelidir.
PUVA tedavisi topikal PUVA ve sistemik PUVA olmak üzere 2 farklı şekilde uygulanabilir. Topikal PUVA, psoralenin suda çözündürülmesi ile hazırlanmış banyo suyuna lezyonlu bölgenin temas ettirilmesi ve UVA uygulanması ile banyo PUVA şeklinde, yada psoralen içeren losyon, krem ya da jel formlarının hastalıklı bölgeye direkt sürülmesi ve UVA uygulaması şeklinde uygulanabilir. Sistemik PUVA'da ise hasta UVA uygulamasından 1-3 saat önce az yağlı gıda ya da sütle birlikte oral olarak 8-MOP alır.
PUVA uygulama sıklığı haftada 2-4 seans arasında değişir.
PUVA tedavisi sırasında düzenli kan sayımı, karaciğer ve böbrek fonksiyon testlerinin yapılması şart değildir. Ancak her 3 ayda bir cilt muayenesi, her 6-12 ayda bir göz muayenesinin yapılması gerekir. PUVA tedavisi sırasında göz korumasını sağlamak için UV korumalı güneş gözlükleri kullanılır ve PUVA uygulamasından sonra 24 saat içinde de ev içi-dışı bu gözlükler kullanılmaya devam edilmelidir.
PUVA uygulaması sonrası akut (erken) ve kronik (geç) yan etkiler ortaya çıkabilir. Akut görülen yan etkiler sistemik olarak kullanılan 8-MOP intoleransına bağlı olabileceği gibi UVA'nın kombine etkilerine de bağlı olabilir. PUVA'nın en sık görülen erken dönem yan etkisi akut fototoksik ve güneş yanığı benzeri reaksiyonlardır. Bu yan etkiler ortaya çıktığında soğuk kompres ve nemlendiriciler kullanılması yeterlidir. PUVA uygulamaları sonrası erken dönemde görülen diğer yan etkiler bulantı ve kusma gibi gastrointestinal şikayetlerdir. İlacın tok karına, 15 dakikalık aralarla alınması ve antiemetiklerle bu yan etkiler önlenebilmektedir. Diğer yaygın görülen bir yan etki ise kaşıntıdır. Kaşıntının PUVA'nın neden olduğu kuruluğa bağlı olabileceği düşünülmektedir ve çoğu zaman nemlendiricilere yanıt vermektedir. PUVA'nın oldukça nadir görülen diğer yan etkileri, polimorf ışık reaksiyonu benzeri döküntüler, akneiform erupsiyonlar, tırnak yatağında subungual hemorajiler ve yüzde oluşan hipertrikozdur.
PUVA'nın uzun dönem potansiyel riskleri ise aktinik keratoz, aktinik parakeratoz, lupus eritematosuz benzeri sendrom, nonmelanom cilt kanserlerinde artış, gözde katarakt oluşumudur.
Bilgisayarlı Dermoskopi
Dermoskopi çıplak gözle görülemeyen yapıların değerlendirilmesini sağlayan, kullanılan dermoskopun özelliklerine göre lezyonun 100 kata kadar büyütülebildiği, renkli benlerin incelenmesinde önemli yeri olan basit bir tanı tekniğidir. Genellikle bu teknikle, kötü seyirli bir deri kanseri olan melanom, diğer iyi huylu renkli benlerden ve deri oluşumlarından ayırt edilebilir. Artık hemen hiçbir renkli ben sadece çıplak gözle değerlendirilmemekte, kesin bir karar için mutlaka dermoskopik inceleme de yapılmaktadır. Günümüzde lezyonun değerlendirilmesine izin vermesinin yanında değerlendirilen görüntülerin saklanabilmesine de olanak sağlayan bilgisayarlı dermoskop cihazları, ben takibinde el dermoskoplarının yerini almaya başlamıştır. Bu yeni çıkan cihazlar, bende ortaya çıkan gözle görülemeyecek düzeydeki renk ve/veya boyut değişikliklerinin takip sırasında erken dönemde saptanarak, kötüye dönüşmeden önlem alınabilmesine yardımcı olur. Bu nedenle el dermoskopu ile takibine gerek görülen benlerin bilgisayarlı dermoskop cihazları ile izlenmesi daha uygundur.
Servis:
Pamukkale Üniversitesi Eğitim Uygulama Araştırma Hastanesi
Kınıklı Kampüsü
Plaza Binası 4. kat
Tel: 444 0 728
Poliklinik:
Pamukkale Üniversitesi Eğitim Uygulama Araştırma Hastanesi
Poliklinik Binası 4. kat
Kınıklı Kampüsü
Tel: 444 0 728









